• Narrow screen resolution
  • Wide screen resolution
  • Auto width resolution
  • Increase font size
  • Decrease font size
  • Default font size
  • default color
  • red color
  • green color

ümmetiz.com

Thursday
May 22nd
Anasayfa
Düşünce
Yazar E.Bozok   
Cumartesi, 26 Nisan 2008

 

İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç diğeri şünce. Kılıç eninde sonunda düşünceye yenilir.”

Napolyon

Zihniyet ve şahsiyet eğitimi ancak derin tecrübesi, engin bilgisi, temiz vicdanı, sağlam imanı, güzel ahlâkı, selîm zevki, coşkun şevki, ilâhi aşkı, tasavvufî neş'esi olan yüksek seviyeli, erdemli kişilerin, zümrelerin ve çevrelerin işi...

Başka türlü maalesef iyi sonuç alınamıyor. İşin ille bir yanı eksik ve gedik oluyor; kişilerin ya maddesi, ya mânâsı, ya ahlâkı eksik kalıyor.

Asırların tecrübesinin sonucu böyle; ülkemizde yeni Yûnus'lar, Mevlânâ'lar yetiştirmek istiyorsak başka çare yok.”

Prof. Dr. M. Es'ad COŞAN, İlim ve Sanat, Ekim 1996

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 24

Son Güncelleme ( Pazar, 27 Nisan 2008 )
 
Kuranın Anlamıyla Buluşmak
Yazar Administrator   
Salı, 06 Kasım 2007

   

http://kuraninanlamiylabulusmak.com

Kur’ân “Biz”e İndirildi

Abdullah Yıldız


Evet, Kur’ân “biz”e indirildi; biz “insan”lara: Kur’ân’ı eline alıp sayfalarını şöyle bir karıştırmaya başlayanlar, hemen her sayfasındaki “ey insân!” ya da “ey nâs: ey insanlar!” ifadesiyle irkilip kendilerine gelirler!
Evet, Kur’ân “biz”
e gönderildi, “biz”e seslendi; yani biz “inananlar”a, ilahî mesajın hak olduğuna iman edenlere: Müminler, her adım başı “yâ eyyühellezîne âmenû: ey iman edenler!” hitabıyla imanlarını tazelerler!

Evet, Kur’ân “biz” akıl, fikir, anlayış sahiplerine ve mantığını kullananlara hitap etmektedir.
Kur’ân, biz insanlara
, biz inananlara, biz akıllılara ve düşünenlere onu gereği gibi okuyup anlayarak mesajları üzerinde düşünelim, zihinlerimizi ve gönüllerimizi onunla arındıralım, emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınalım; kısaca Allah’a hakkıyla kul olalım diye gönderildi.
Kutsal kitaplar içinde yalnızca Kur’ân, kendisinin nasıl okunup anlaşılması lazım geldiğine ve nasıl hayata aktarılması gerektiğine ilişkin şaşmaz ilkeler ortaya koymaktadır.
İşte biz, bu yazımızda, Kur’ân âyetlerinden hareketle tespit edebildiğimiz Kur’ân okuma ilkelerinden bir kısmını hatırlatacağız:

1-E’uzü Besmele ile Kur’ân okumaya başlamalı: Kur’ân okurken saptırıcı şeytanın vesvesesinden Allah'a sığınıp “e’ûzü bi’llâhi mine’ş-şeytani’r-racîm Bismillahirrahmanirrahim” demek gerekir: (16/98) (96/1)

2- Kitabı gereği gibi; “tilâvetin hakkını vererek” okumak: (Bakara/121) Bize verilen Kitab’
ı, “tilâvetin hakkını vererek okumak” ise; onun her âyetinin manasını anlayıp hükümlerini düşünerek, kalbimizde hissederek, içimize sindire sindire, yavaş yavaş kırâat etmek ve bütün emirlerine uyup bütün yasaklarından kaçınmaya azmetmek demektir.

3- Kur’ân’
ı peyderpey okumak: İsrâ/106’da ilâhî mesajın iyice anlaşılıp anlatılarak gönüllere yavaş yavaş sindirilmesi için Kur’ân’ın bölüm bölüm indirildiği belirtilir. Dolayısıyla Kur’ân, ara ara, dura dura, azar azar, bir bir uygulaya uygulaya okunmalıdır.

4- Allah’
ın âyetlerini düşüne düşüne ve Vahyi yüreğinde hissedip duygulanarak okumak: Kur’ân’ı, Allah’ın sonsuz gücü ve kudreti karşısında heyecan duyup tüyleri ürpererek (39/23), cehennem azabından korkup titreyerek (59/21) ve zaman zaman gözleri yaşararak (5/83) okumak gerekir.

5- Kur’ân’
ı kendi bütünlüğü içinde okumak: Kur’ân'ın bütününü bilmeden bir kısmını, bir âyetini ihmal ederek diğer âyetlerini anlayamayız. Onun kendi kendini açıklayan diğer ayetleriyle birlikte okunması gerekir.

6- Kitâb’ı ders yaparak okumak: Kur’ân, “Tedris etmekte olduğunuz Kitâb uyarınca Rabbe halis kullar olun"(3/79) buyurur. Rasûlüllah (s) da Kur’ân’ı cemaat/ekip halinde ders yaparak, birlikte müzakere ederek okumayı önerir ve böyle yapanların üzerine Allahu Teâlâ’nın “sekinet” indireceğini de müjdeler.

7- Kur’ân’ı yaşamak için okumak: Çünkü mümin, kıyamet gününde bu Kur’ân’a uyup uymadığından dolayı hesaba çekilecektir. (43/44)

8- Allah’ın Kitabıyla irtibatı kesmemek: Şeytanın gayesine hizmet etmeyerek Kur’ân’ı sürekli ve kesintisiz olarak okumalı, onu “terkedilmiş”(25/30) bırakmamalıyız. Bilmeliyiz ki, Kitâb’dan bir süre uzak kalmak, kalplerimizin katılaşmasına (57/16), kararıp paslanmasına ve nihayet helak olmamıza yol açar.
Biz, müminler olarak, her fırsatı değerlendirerek, yukarıdaki ilkeler doğrultusunda bol bol Kur’ân okumalıyız. Onun ebedi hakikatlerini anlamaya çalışmalı ve hayatımıza aktarmalıyız. Bilmeliyiz ki “gerçek kurtuluş”a ermenin şaşmaz ölçüleri Kur’ân’da ve “Yaşayan Kur’ân” olan Hz. Rasûl (s)’ün nezîh sünnetindedir.
Unutmayalım ki biz Kıyamet Gününde Kur’ân’a uyup uymadığımızdan dolayı hesaba çekileceğiz.

Bu yazıya ilk yorumu yazın | Favori olarak ekle (0) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 246

Son Güncelleme ( Pazar, 03 Şubat 2008 )
 
 

Asrın GERÇEKLERİ


 

KİTAP KÖŞESİ

...Ayın Kitabı ...

...DÖRT TERİM ...

İhsan Yolu mu Tasavvufmu?

İbn-i Teymiye diye bir kimse vardır, hep tasavvufun karşısında bir kimse olarak gösterilir. Halbuki kendisi mutasavvıftır, kendisi tasavvuf erbabıdır. İbn-i Teymiye'de Tasavvuf diye Türkçe'ye de kitaplar çevrilmiştir. O bizim anladığımız mânâdaki tasavvufa karşı değil, bizim karşı olduğumuz tasavvufa karşı...

 

Ebül Hasen-i Nedvî sellemehullah, Allah ömür versin, iyi bir alim; "Bu tasavvuf kelimesi hak yolda gidenlerin de, batıl yolda gidenlerin kullandığı bir isim oldu. Keşke buna bir başka isim versek de, karışıklık olmasa şu sebepten dolayı..." diyor. "Başka bir isim verelim!" diyor.

Tamam, olur, verelim: "İhsân yolu, takvâ yolu" diyelim. Takvâyı anlattık, ihsan yolu ne demek?.. Peygamber SAS Efendimiz bir hadis-i şerifinde buyurmuş ki:

"--Allah'a onu görüyormuşçasına samîmî ibadet et! Sanki karşındaymış, sanki sen Allah'ı görüyormuşsun gibi, öyle candan, öyle samîmî, öyle içten, öyle duygulu ibadet et!" Neden?.. "Çünkü her ne kadar sen onu görmesen bile, o seni görüyor."

Bir görme işlemi var, o seni görüyor. Her yerde hàzır ve nâzır... O seni görüyor, içini dışını biliyor. Sen de onu görüyormuş gibi ibadet et!.. İşte tasavvuf, Allah'ı görüyormuş gibi ibadet etmektir.

Başka bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: "İmanın en yüksek derecesi, Allah'ı görüyormuş gibi ona inanmak ve ona ibadeti öyle yapmaktır. O halde mahkemeye müracaat edip isim değişikliği yapalım!..

Bizim yolumuz ihsân yolu... Yâni, Allah'ın bizi gördüğünü bilerek, biz de sanki Allah'ı görüyormuşuz gibi, ona hâlis muhlis ibadet etmek yolu diyebiliriz. Prof.Dr.M.ES'ad Coşan Rh.A

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Prof.Dr.M.E.Coşan Rh.a

 
YAPIMIZIN TEMEL TAŞLARI
 
Diğer Yazıları

Bilal Erdem

 

Haberler

Anketler

Kendinizin Nasıl Tanımlanmasını İstersiniz?
 

"Mutasavvıfsam mutasavvıfım; fakihsem fakihim; softaysam softayım; yobazsam yobazım kim ne derse desin. Evet, isterse ‘softa’ desinler; isterse ‘yobaz’ desinler; isterse ‘gerici’ desinler, bana ne! Ben Allah’ın rızâsının nerede olduğunu anlayabilirsem, sezebilirsem ona uymaya çalışırım. Gerisi vız gelir! Benim çıktığım hedef, vardığım nokta, görüntüm ne? Bilmem, eğer tasavvufsa tasavvuf o işte. Ama tasavvuf öyle değil de, başka bir şey ise, o zaman ben de mutasavvıf değilim. O zaman ben buyum; o değilim. Çünkü bize Allah’ın emrettiği, Kur’ân’a uymaktır. Bize Allah’ın emrettiği, Resûlullah’a uymaktır"Prof.Dr.Mahmud Es'ad COŞAN (Rh.A)

(http://www.iskenderpasa.com/MEC/tasavvuf_anlayisi.asp)

Kimler Sitede